Tez-Koop-İş Kadın Sayı : 1

8 Mart’ta Güvenceli Bir İş, Özgür Bir Yaşam İstiyoruz

00:00 30.11.00-1

8 Mart, kadınların dünya çapında evde, işte, sokakta uğradıkları cinsiyet temelli ayrımcılıkları dile getirip onlara karşı mücadele deneyimlerini ortaklaştırdıkları bir gün. Bu gün, meşruiyetini ve gücünü işçi kadınların 8 saatlik iş günü, doğum ve annelik izinleri için; düşük ücretler, sağlıksız işyeri koşullarına karşı başlattıkları mücadelelerden alır. Kadınların, yüz yılı aşkın süredir devam eden bu hak arama arayışları neticesinde eskiye oranla daha iyi koşullara sahibiz ama gerçek anlamda bir kadın-erkek eşitliğine hala ulaşamadık.

Kasım 2017 yayımlanan Dünya Ekonomi Forumu Cinsiyet Eşitliği Uçurumu Raporu’na göre şu anki gelişme hızıyla devam edilirse dünyada cinsiyet eşitliğindeki uçurumun kapanması için tahminen 217 yıl geçmesi gerekiyor. Uçurum hesaplanırken dört ana göstergeden hareket ediliyor: Ekonomik ve siyasi katılım, eğitimden ve sağlıktan yararlanma hakları… Rapor hazırlanırken 144 ülke değerlendirmeye alındı ve ülke sıralamasında Türkiye 131. sırada yer aldı. Bu rakam Türkiye’nin cinsiyet eşitliği açısından Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Cezayir ve Tunus’un gerisinde olduğunu gösteriyor. Aslında, kız çocuklarını okullara gönderme kampanyalarıyla eğitim konusunda epey bir yol alınmıştı. Fakat siyaset ve istihdamda yeterli gelişme düzeyine sahip değiliz. Kadın Adaylarını Destekleme Derneği’nin derlediği 2018 parlamentodaki kadın sayısını gösteren istatistiklere göre şu anda 543 kişilik parlamentoda kadın milletvekili sayısı 75. Bu, yüzde 13.8’e karşılık geliyor. Yüzde 15 bile değil yani. Kadın milletvekillerinin parlamentoda konuşma sürelerini dikkate aldığımızda, bu temsiliyetin gerçek bir temsiliyet olmadığını açıkça görüyoruz. Oysa siyasi katılım, kadınların kendilerine ait sorunları ve talepleri ifade ederek değişim sağlamanın yollarından biridir.

Kadınlara esnek çalışma

Kadına yönelik şiddet çözemediğimiz bir sorun; bir sağlık ve yaşam hakkı ihlali olarak varlığını sürdürüyor. Son dönemlerde kadını ikincilleştiren siyasi söylem ve analizlerin şiddeti körüklediğini, ülkeyi kadınlar için daha yaşanılamaz bir hale getirdiğini söylemek ise abartı sayılmaz. İstihdam alanında da durum çok farklı değil. “Kadın istihdamını” artırmak amacıyla çıkarıldığı iddia edilen yasalara, yönetmeliklere, yönergelere rağmen kadın istihdamı çok düşük seviyelerde seyrediyor. TÜİK’in 2017 Kadın Raporuna göre ülkede 15 ve daha yukarı yaştaki nüfus içerisinde kadın istihdamı oranı yüzde 27.5 iken, kadınların işgücüne katılım oranı da yüzde 31’lerde seyrediyor. DİSK-AR’ın 2017 Aralık ayı işsizlik raporuna göre kadın işsizliği yüzde 14.9 iken genç kadın işsizliği tüm işsizlik oranlarının üzerine çıkarak yüzde 26.7 olarak gerçekleşiyor. Çalışmak isteyen eğitimli ve eğitimsiz genç kadın nüfusu büyük oranda işsiz. Kadın işsizliğindeki artış pek çok genç kadını güvencesiz, düşük ücretli taşeron işlere yönlendiriyor.

Siyasal iktidarın kadın istihdamı politikalarını belirleyen de zaten ülke sathındaki yüksek genç ve kadın işsizliği. Bu nedenle, 2011’den bu yana Ulusal İstihdam Stratejileri belgelerinde “Özel Politika Gerektiren Gruplar” başlığı altında tanımlanan kadınlara, esnek çalışma modelleri sunuluyor. Böylece kadınlar kısmi zamanlı, geçici işlerde çalışarak aynı zamanda çocuklarına bakıp evlerinin işlerini görebilecekler.

Öte yandan sendikaların da kadın işgücünü örgütleme konusunda bir politikaları olduğu söylenemez. Özellikle kadın ağırlıklı sektörlerde örgütlü sendikaların, kadın işgücünde ortaya çıkan farklı biçimleri, kadınların özgül sorunlarını içine alarak yeni bir politika ve örgütlenme modeli geliştirmeleri gerekiyor. Kadınların birlik, dayanışma ve mücadele günü olan 8 Mart’ta, bütünlüklü bir kadın-emek politikasının inşası için sendikalar arası dayanışmayı yükseltelim.

8 Mart için kısa, doğru bir tarihçe

  • 8 Mart Uluslararası Kadınlar Günü olarak kutlanıyor tüm dünyada. 8 Mart’ın tarihi 19. yüzyılda kapitalizmin kitlesel üretime geçmesiyle, makine kullanımının büyük fabrikalarda üretime imkân vermesi ve kadınların tekstil ve hazır giyim sanayine girerek erkeklerle aynı işleri yapmalarına rağmen çok kötü koşullarda çalışması gerçeğine dayanıyor.
  • Kadınlar bugün olduğu gibi o zaman da sağlıksız koşullarda çalışıyor, erkeklere göre çok düşük ücret alıyorlardı. 1850’li yıllardan itibaren, İngiltere başta olmak üzere Batı Avrupa’da ve ayrıca özellikle de Amerika’da tekstil ve hazır giyim sanayinde büyüklü küçüklü pek çok grev yaşandı.1857’de Newyorklu tekstil işçisi kadınların grevi de böyle bir grevdi.
  • 8 Mart’ın tarihi ile ilgili çeşitli görüşler var. Yeni bilgi ve belgelere ulaştığımızda eski görüşlerin hükmü kalmıyor. Türkiye’de hâkim görüş, Uluslararası Kadınlar Günü’nün 8 Mart 1857’de Newyorklu kadın işçilerinin direnişi ve bu direnişte kilitli kapılar arkasında yanarak yaşamını yitiren kadınlara ithaf edildiğidir. Kaynaklar böyle bir grevin olduğunu doğruluyor. Hatta tekstil işçisini takiben tütün işçisi kadınlar da harekete geçiyor. 1857 büyük direnişlere tanıklık ediyor. Fakat çıkan bir yangından da yangında ölen kadınlardan da söz edilmiyor.
  • Bir başka yoruma göre 8 Mart’ın tarihi 8 Mart 1908’de daha iyi çalışma koşulları için New York’ta Cotton Tekstil Fabrikası’nda patronların greve giden kadın işçilerin diğer işçilerle iletişim kurmasını engellemek için kapıları kilitledikleri ve bu sırada bir kıvılcımdan yangın çıktığı yönünde. Bu yangında 129 kadın işçinin hayatını kaybettiği söyleniyor. 8 Mart bu kadınların anısına Uluslararası Kadın Günü ilan ediliyor.
  • Başka bir görüş ise 8 Mart’ın ortaya çıkışını 8 Mart’ta Rusya’da St. Petersburg’da gerçekleştirilen büyük kadın grevine bağlıyor. Bu grev, diğer bütün sektörleri içine alarak büyük bir mitinge dönüşmüş, Rus tarihine göre 23 Şubat’a denk gelen bu gösteriler Şubat Devrimi’nin meşalesini ateşlemiştir.
  • Tarihçe hakkındaki bu çok çeşitli görüşlerin hepsi de genel olarak 19. yüzyılın ikinci yarısı ile 20. yüzyılın ilk yarısı arasında yükselen işçi kadın hareketinin deneyim lerine atıf yapıyor. Biliyoruz ki, kadınlar yüz yıl boyunca “8 saatlik işgünü, eşit işe eşit ücret” talepleri çerçevesindeki mücadelelerini sürdürmeye devam ettiler.
  • Son yapılan araştırmalar, 8 Mart tarihçesinde adı geçen yangının 1911 yılında New York’ta Triangle Gömlek fabrikasında olduğunu gösteriyor. Triangle gömlek Fabrikası Uluslararası Kadın Giyim İşçileri Sendikası’nın (İLGWU)’nun kadınlar için 8 saatlik iş günü ve eşit işe eşit ücret anlaşmasını kabul etmeyen bir işyeriydi. Burada çoğunlukla Amerika’ya göç eden kadınlar çalışıyordu. İşyerinin üst katlarında 25 Mart 1911 tarihinde bir yangın çıktı. Asansörlerin kapıları kilitliydi, kadınlar yukarı katlardan inemediler. Bu yangında 146 kadın can verdi.
  • 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka’da yapılan 2. Enternasyonal Sosyalist Kadınlar Kongresi’nde, sosyalist kadın hareketi yürütücülerinden Clara Zetkin kadın emeği sömürüsüne vurgu yapmak amacıyla, her yıl bir uluslararası kadınlar günü olsun önerisi getirdi. Bu öneri kabul edildi.
  • 1921 yılında Moskova’da yapılan Uluslararası Komünist Kadınlar Konferansı’nda 8 Mart tarihi Uluslararası Kadınlar Günü olarak tespit edildi.
  • Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak anılmasını kabul etti. Böylece 8 Mart tüm ülkelerde resmi kadınlar günü olarak kutlanmaya başlandı.

Türkiye’de 8 Mart

  • Türkiye’de 8 Mart ilk kez TKP üyesi kadınlar tarafından, 1921’de Ankara yakınlarındaki bir bağ evinde kutlandı. Burada Şerif Manatov’un kaleme aldığı, kadınlar gününün anlamını içeren bir bildiri okundu. Toplantıya Rahime Selimova ve Cemile Nuşirvanova katıldı. Kadınlar, Clara Zetkin’i anarak günün anlamına ilişkin konuşmalar yaptılar.
  • İlk resmi kutlama 1975 yılında İKD tarafından İstanbul’da Dostlar Tiyatrosu’nda yapıldı.
  • 1980’lerin ikinci yarısından bu yana gelişen bağımsız kadın hareketi, 8 Martları kadınların kendi talepleri üzerinde sokak etkinlikleri, mitingler ve yürüyüşlerle kutlamaya başladı.

Bizi Takip Edin